13 Mayıs 2012 Pazar

Kutsal Emanetler Gerçek mi ?

MUAZZEZ İLMİYE ÇIĞ


Gazetelerde, TV'lerde bir "sakal" davası sürüp gidiyor. 21. yüzyılda hâlâ -

ilkçağın insanları gibi- totem peşinde koşuyoruz! Hz. Muhammed, bunu 

önlemek için, "Yâ Rab, benim eşyalarımı tapınak vasıtası yapma!.." demiş.

Bu hadis, peygamberin ağzından çıktığını bütün hadisçilerin kabul ettikleri 17 

hadisten biridir. Bu sözü söyleyen Hz. Muhammed, tıraş olurken kıllarını 

toplattırır mıydı?

Dünyada yüzlerce "Sakal-ı Şerif" diye tanımlanan kıl var.

Hepsi uydurma. Topkapı Sarayı Müzesi'ndeki "Kutsal Emanetler" diye saklanan 

birçok eşya, onun-bunun saraya bahşiş almak için getirdikleri nesneler.

"Fatıma Anamız"ın(*) seccadesi denen seccade, 17. asır halısı, Peygamber'in 

teyemmüm taşı(**) olarak saklanan taş ise bir Asur tableti!? Bunun gibi daha 

birçokları var... Bunları bir kitap halinde toplayan ilk Müze Müdürü Tahsin 

Öz'ün 1953 yılında basılan kitabı, ne yazık ki zamanın yönetimi tarafından 

hemen toplattırıldı ve o günden bugüne de ülkeyi aynı kafada olanlar idare 

etti! Uydurulmuş şeylere inanmak, doğruları araştırmaktan daha kolay geliyor 

insanımıza...

Bu sakal olayı, bana başka bir olayı hatırlattı: 1970-78 yılları arasında, eşim 

Kemal Çığ Topkapı Sarayı Müzesi Müdürü idi. Daha önce de -1944’ten beri- 

Müdür Yardımcısı ve Kitaplık Şefi olarak çalışıyordu müzede. Müdürlüğü 

esnasında, o zamanın Diyanet İşleri Başkanı Lütfü Doğan, "Kutsal Emanetler"i 

ziyaret etmek için randevu istiyor. Kemal Çığ, gazetecileri getirmemek koşulu 

ile halka kapalı olan bir günde randevuyu veriyor.

Kararlaştırılan günde büyük bir cemaat akın ediyor "Kutsal Emanetler 

Salonu"na. Peygamberin hırkası olarak tanımlanan hırka çıkarılıyor. Gelenler 

büyük bir huşu içinde dualara, kuran okumalara başlıyorlar ve sonunda her ay 

bu ziyareti yapmaya karar veriyorlar...

Salonda iş bitince, eşim, baştakileri odasına kahve içmek için davet ediyor. 

Tam kahveler bitmek üzere iken Kemal Çığ, "Hazır bütün din büyüklerimiz 

burada iken kafamı kurcalayan bir soruyu sormak istiyorum." diyor ve sorusunu 

soruyor:

"Benim bildiğime göre, Hz. Muhammed'in ağzından çıktığından bütün 

muhaddislerin hemfikir olduğu 17 hadisten biri, 'Yâ Rab, benim eşyalarımı 

tapınak vasıtası yapma!..'dır. Şimdi sizin hırka'ya ve diğer eşyalara dualar 

yapmanız bu hadise karşı değil midir?"

Bu söz üzerine, gelenlerin hepsi birden yerlerinden fırlarlar ve bir şey 

söyleyemeden oradan ayrılırlar! Fakat, her ay gelmeyi istedikleri halde bir 

daha uğramamaları da Kemal Çığ'ın sorusunun yanıtı olmuştur...

Şimdi ben de bugünkü hocalarımıza soruyorum:

Böyle bir hadisi biliyor musunuz? Biliyorsanız, neden bir sakal kılı, bir hırka 

peşine düşenleri ve onlara dua edip onlardan medet umanları uyarmıyorsunuz? 

Neden? 

Muazzez İlmiye Çığ

(*) Niye anamız oluyor ki? Kimin anası olursa olsun, Türk Irkından olmayan birisi, en azından benim anam olamaz!

(**) "Teyemmüm" : "Su bulunmayan yerlerde temiz toprak veya başka şeylere 

elini sürerek aptes almak" 

M.İ.Çığ...


Hiç yorum yok: