28 Ocak 2012 Cumartesi
Türk töresinde kadına verilen değer
Türk töresinde kadına verilen değer :
1. Türklerin en eski destanlarından biri olan Yaratılış Destanı’nın da Yaratan’a ilham veren ‘’Ak Ana ‘’ adında ki kadındır. 2. Oğuz Kağan Atamızın kutlu eşlerinden biri mavi bir ışıktan,diğeri kutsal bir ağaçtan doğmuş olağanüstü kadınlardır. 3. Bilge Kağan kitabesinde Kağan ‘’ Sizler Anam Katun,Büyük Annelerim,Hala ve Teyzelerim,Prenseslerim..’’ sözleri ile hitabına başlar. 4. Eski Türk inancına göre ‘’Han ile Katun’’ gök ve yerin evlatlarıdır.Kadının yeri yedinci kat göktür. 5. Eski Türk destanlarında kadın erkeğinin her daim yanındadır.Kadın erkeğinin güç ve ilham kaynağı kabul edilirdi. 6. Türk kültüründe destan kahramanları iyi ata binen,iyi savaşan,iyi kılıç kullanan kadınlarla evlenmek istemektedirler. Örnek olarak Korkut Ata’nın Bamsı Beyrek hikayesindeki Banu Çiçek Katun’u verebiliriz. 7. Eski bir Türk atasözü; ‘’Birinci zenginlik sağlık,ikinci zenginlik iyi bir kadın.’’ 8. Savaşta kadınların düşman eline geçmesi büyük bir utanç sayılırdı. 9. Oğuz Kağan destanından öğrendiğimize göre ırza tecavüzün cezası ölüm veya gözlere mil çekilmesiydi. Arap gezgini Ahmed bin Fadlan,Türklerin tecavüz suçlusunun bacaklarından çapraz bağlanmış iki ağaca bağladığını ve ipin kesilmesi sureti ile bacakların ayrıldığını hatıralarında belirtir. 10. Yine Arap gezgini olan İbn’i Batuta şöyle der ‘’ "Burada tuhaf bir hale şahit oldum ki o da Türkler’in kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların kıymeti ve derecesi erkeklerinden daha üstündür." 11. Kağanın buyrukları yalnız "Kağan buyuruyor ki" ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi. 12. Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın, hakanın solunda oturur siyasi ve idari konumlardaki görüşlerini beyan ederdi. Mesela büyük Hun İmparatorluğu adına Çin ile ilk barış antlaşmasını Tanrıkut Mete Han’ın Katunu imzalamıştır. 13. Ebul Gazi Bahadır Han, Secere-i Terakime’de, Oğuz ilinde, yedi kızın uzun yıllar beylik yaptığını anlatmaktadır. 14. Kadının yüceliği Altay Dağları’nın en yüksek tepesine "Kadınbaşı" ismi verilerek yaşatılmıştır. 15. Eski Türklerde kadın miras hakkına sahipti. Kadının kendine ait mülkü mevcuttu. Kadının bunu istediği gibi kullanma hakkı vardı. 16. Eski Türklerde koca karısını boşayabildiği gibi,kadında kocasını boşayabilirdi. Şimdide diğer toplumların kadına bakışına bir göz atalım. 1. İngiltere’de XI. asra kadar kocalar karılarını satabilirdi. Hıristiyanlar ise; kadına şeytan gözüyle bakmışlardır. Yine İngiltere’de kadın "murdar" bir varlık sayıldığı için İncil’e el süremiyordu. Kadınlar İncil’i okuma hakkına Hanry devrinde (1509-1547) sahip olmuşlardır. 2. İngiliz piskoposu Dour’un 1888 yılında Westminster Kilise’sinde vaaz verirken söyledikleri; "Bundan yüz sene öncesine kadar kadın erkeğin sofrasına oturma hakkına sahip olmadığı gibi sorulmadan söze başlaması da caiz değildi. Kocası başının ucuna kocaman bir sopa asardı ve karısı ne zaman emrini tutmazsa onu kullanırdı. Erkek çocuklar ise; analarına ev içinde bir hizmetçi kadından fazla paye vermezlerdi." 3. Çin’de , boşanma hakkı sadece erkeğe mahsustu. 4. Budizm’in kurucusu Buda ise; ilk başlarda kadınları dinine kabul etmemiştir. 5. Roma hukukunda kadın, kendi malına hükmedemezdi, vasiyet yapamazdı. Roma hukuku kadını ergin kabul etmiyordu. Onu noksan akıllı sayıyordu. Roma’da dul kadının evlenmesi suç sayılıyordu. 6. Çin’de yeni doğan çocuk, erkekse pahalı kumaşlara, kız ise bez parçalarına sarılırdı. 7. İran’da kanları bozmamak için yakın akrabalarla evlilik uygun görülmüştür. Bu sebepten anaları ve kız kardeşleriyle evlenenler ortaya çıkmıştır. ( Özellikle Mazdeizm’in popüler olduğu dönemde.) 8. Cahiliye Araplarının kız çocuklarını diri diri gömmeleri bir gerçektir. Kız çocuğa sahip olmak onursuzluk sayılmıştır.
21 Ocak 2012 Cumartesi
Fıkralar
1. 100 Dolar çok..!
Dünyada sadece bir çift kalan nadir bir ayı türünün erkeği ölmüş. Bu ender hayvanın üreme ihtimali sıfır, bu yüzden soyu tükenecek.Ne yapalım diye düşünmüşler; kurullar toplanmış, çözüm yok.
Kuruldaki bir Türk bilim adamı şöyle demiş:
'Bizim memlekette bir Maho abi var, söylemesi ayıptır aynen bu ayıya benziyor, hatta daha akıllıdır, ondan rica
edebiliriz, 100-200 dolarda ödül verirsek bu işi yapar ve ayıların soyunu kurtarır herhalde' demiş.
Bakmışlar başka çare yok, Maho abiye gitmişler ve durumun önemini, yapacağı hizmetin büyüklüğünü
anlatmışlar, birde' Karşılığında 100 dolar söz konusu' demişler. Maho abi düşünmüş ve 'Olur ama 3 şartım var.' demiş. Herkes sevinç ve merakla 'Ne?' diye sormuş...
1. Öpüşmem...
2. Yavru erkek olursa rahmetli babamın adını koyarsınız...
3. 100 dolar çok, en fazla 50 dolar veririm..!
2.Lezbiyen
Temel bara gitmiş. Yanındaki kadınla sohbet ederken kadın:
- "Ben lezbiyenim" demiş.
Temel lezbiyenin ne olduğunu sorunca kadın:
- "Ben yalnızca kadınlarla beraber olurum" demiş.
Temel' in hoşuna gitmiş.
Dünyada sadece bir çift kalan nadir bir ayı türünün erkeği ölmüş. Bu ender hayvanın üreme ihtimali sıfır, bu yüzden soyu tükenecek.Ne yapalım diye düşünmüşler; kurullar toplanmış, çözüm yok.
Kuruldaki bir Türk bilim adamı şöyle demiş:
'Bizim memlekette bir Maho abi var, söylemesi ayıptır aynen bu ayıya benziyor, hatta daha akıllıdır, ondan rica
edebiliriz, 100-200 dolarda ödül verirsek bu işi yapar ve ayıların soyunu kurtarır herhalde' demiş.
Bakmışlar başka çare yok, Maho abiye gitmişler ve durumun önemini, yapacağı hizmetin büyüklüğünü
anlatmışlar, birde' Karşılığında 100 dolar söz konusu' demişler. Maho abi düşünmüş ve 'Olur ama 3 şartım var.' demiş. Herkes sevinç ve merakla 'Ne?' diye sormuş...
1. Öpüşmem...
2. Yavru erkek olursa rahmetli babamın adını koyarsınız...
3. 100 dolar çok, en fazla 50 dolar veririm..!
2.Lezbiyen
Temel bara gitmiş. Yanındaki kadınla sohbet ederken kadın:
- "Ben lezbiyenim" demiş.
Temel lezbiyenin ne olduğunu sorunca kadın:
- "Ben yalnızca kadınlarla beraber olurum" demiş.
Temel' in hoşuna gitmiş.
- "Pen ta sizin cibu lezbiyenum" ..
3. Savaş açmasın.
Temelin 12 oğlu varmış 11 ini savaşlarda şehit vermiş..
Komutan bir adam gönderip temelin son oğlunu da istemiş..
Temel; la o komutana söyleyun benim sikime güvenip sağa sola
savaş açmasın..!
3. Savaş açmasın.
Temelin 12 oğlu varmış 11 ini savaşlarda şehit vermiş..
Komutan bir adam gönderip temelin son oğlunu da istemiş..
Temel; la o komutana söyleyun benim sikime güvenip sağa sola
savaş açmasın..!
Fransa'nın Simgesi Neden Horozdur?
FRANSA'NIN SİMGESİ NEDEN HOROZDUR?
"Hani ''Allah denk getirmek istedi mi, getirir !" derler
ya...16.10.2006 günü böylesine bir denk gelişi yaşadım.
Bildiğiniz gibi Fransa'nın Ermenileri kullanarak, ülkemiz aleyhine
çıkarttığı ve dünyada eşi benzeri görülmemiş bir demokrasi ayıbı abidesi
olan, yasa nedeniyle, bu günlerde tüm ülke olarak burnumuzdan soluyoruz.
Açıkçası bu günler; hani, bir Fransız yakalasak da; boşalsak diye
düşündüğümüz günler.
İşte Allah benim bu arzumu bir rastlantıyla yerine getirdi.
Bu gün İpsala'daydım ve şehir dışındaki BP tesislerinde güzel bir
lokanta işleten yeğenim Yüksel Adalı'yı ziyarete gittim. Sohbetimiz
esnasında, yan masada yemek yiyen bir müşterinin konuşmalarından Fransız
olduğunu anladım ve Fransa'da aç kalmayacak kadar bildiğim yarım yamalak
Fransızcama ve de tarzancama! güvenerek yanına yaklaştım ve adının
Michael olduğunu öğrendiğim müşteri ile tanıştım. Tanıştım ve hemen
boşalmaya başladım. Kendisine neden böyle davrandıklarını, Ermenileri
neden kullandıklarını, neden böylesine yüz karası bir kanun
çıkarttıklarını ve bu yüzden Türklerin Fransızları artık sevmediğini
v.s. söyledim. Benim konuşmalarımdan oldukça etkilenen Fransız ile
aramızda geçen konuşmaların özetini şöyle ifade edebilirim:
Fransız Michael'e sözde "Ermeni Soykırımı" yasası ile ilgili konuşurken
ona sunu söyledim:
"Anlamadığım bir şey var: Biz kimsenin işine karışmazken, özellikle
Avrupa ülkelerinde Türkiye hakkında kendi kendilerine kararlar almak
gibi bir alışkanlık var. Üstelik siz Fransızlar; Cezayir'de
yaşadıklarınızı unutuyorsunuz ve nasıl olup da bir numaralı demokrasi
savunucusu olduğunuzu iddia ediyorsunuz, anlamıyorum."
Bunun üzerine Michael sordu:
" Fransa'nın sembollü neden horozdur biliyor musun?"
"Neden? " dedim:
Cevabı aynen şöyleydi (hiçbir kelimeyi değiştirmiyorum) :
"Kendi ayakları bokun içindeyken şarkı söyleyen tek hayvan horozdur da
ondan."
Sanırım durumu hiçbiri bundan daha iyi özetleyemezdi ve ben dostça
ayrılmamız gerektiğine inanıyordum...
Bien venu la Turqi Michael. Bon voyyage. ( Türkiye'ye hoş geldin Mişel.
İyi yolculuklar.)
Salut.! Tous les coqs. ( Ayağı bokta olan tüm horozlara selâm...!)
Gülüşüyor ve ayrılıyoruz...
Hilmi Dinçer
Gazeteci ve Yazar
19 Ocak 2012 Perşembe
Ermeni ASALA Terör Örgütü
ASALA, İngilizcede "Ermenistan'ın Kurtuluşu için Gizli Ermeni Ordusu" anlamına gelen, "Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia"'nın kısaltmasıdır. 1975-1985 yılları arasında faaliyet gösteren Ermeni silahlı örgüttür. 1915 yılındaki sözde Ermeni soykırımını kabul ettirmek için çalışmıştır.
1975 yılında Beyrut'ta kurulduğu kabul edilir. 10 yıl boyunca toplam 21 ülkede 110 silahlı eylem gerçekleştirmiş ve 42 Türk diplomatını öldürmüştür. Fransa ve Yunanistan ASALA'nın üsleri olmuştur. Paris'te Türk Hava Yollarını bombalayan örgüt üyelerine 30 ay ceza verilmiş, ancak 1983 Temmuz'unda gerçekleşen Orly Havaalanı katliamında 8 kişiyi öldürüp 52 kişiyi yaralayan ASALA, Avrupa tarafından da bir terör örgütü olarak kabul edilmiştir. Bunun üzerine bir basın toplantısı düzenleyerek artık PKK ile işbirliği yapacaklarını ilan etmişlerdir.
Zamanla örgüt içi çekişmeler ve anlaşmazlıklar ortaya çıkmış, kurucularından Agop Agopyan öldürülmüş, Ermeni halkından da yeterli destek göremeyip, tarih sahnesinden çekilmiştir. Örgütün çökertilmesinde Milli İstihbarat Teşkilatı etkin rol oynamıştır.
Türk Diplomatlara Yönelik Saldırıları
* 27 Ocak 1973 Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu Ermeni Gurgen (Karakin) Yanikiyan tarafından öldürüldü. Yanikiyan, Baydar ve Demir'i Türk-ermeni dostluğunu geliştirme bahanesiyle kendi evine yemeğe çağırmıştı.
* 22 Ekim 1975 (Avusturya) Türkiye'nin Viyana Büyükelçisi Daniş Tunalıgil 3 saldırgan tarafından makamında öldürüldü.
* 24 Ekim 1975 (Fransa) Türkiye'nin Paris Büyükelçisi İsmail Erez ve makam şoförü Talip Yener, büyükelçilik yakınlarında pusuya düşürülerek öldürüldü.
* 16 Şubat 1976 (Lübnan) Türkiye'nin Beyrut Büyükelçiliği Başkatibi Oktar Cirit, bir salonda otururken öldürüldü. ASALA ilk kez bu cinayetle adını ortaya attı.
* 9 Haziran 1977 (İtalya) Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Taha Carım, büyükelçilik ikametgahının önünde iki örgüt üyesinin açtığı ateş sonucu öldürüldü. Saldırıyı bu kez "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi.
* 2 Haziran 1978 (İspanya) Türkiye'nin Madrid Büyükelçisi Zeki Kuneralp'in makam aracına 3 terörist tarafından ateş açılması sonucu büyükelçinin eşi Necla Kuneralp ile emekli büyükelçi Beşir Balcıoğlu, hayatlarını kaybettiler. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi. Bu olayda makam Şoförü İspanyol Atonyo Torres de kurşunlara hedef oldu.
* 12 Ekim 1979 (Hollanda) Türkiyenin Lahey Büyükelçisi Özdemir Benler'in oğlu Ahmet Benler, silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Olayı bu kez hem "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" hem de ASALA ayrı ayrı üstlendi.
* 22 Aralık 1979 (Fransa) Türkiye'nin Paris Turizm Müşaviri Yılmaz Çolpan bir saldırı sonucu öldürüldü. Saldırıyı "Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları" adlı örgüt üstlendi.
* 31 Temmuz 1980 (Yunanistan) Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği İdari Ataşesi Galip Özmen ile 14 yaşındaki kızı Neslihan Özmen, bir silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Galip Özmen'in eşi Sevil Özmen ve oğulları Kaan Özmen olaydan yaralı olarak kurtuldular. Saldırıyı ASALA üstlendi.
* 17 Aralık 1980 (Avustralya) Sidney, Türkiye'nin Avustralya Başkonsolosu Şarık Arıyak ile koruma görevlisi Engin Sever öldürüldü.
* 6 Şubat 1980 (İsviçre) Türkiye'nin İsviçre Büyükelçisi Doğan Türkmen, Bern'de uğradığı saldırıdan yara almadan kurtuldu.
* 17 Nisan1980 (Vatikan) Türkiye'nin Vatikan Büyükelçisi Vecdi Türel'in makam aracına ateş açıldı. Türel ve koruma görevlisi Tahsin Güvenç saldırıdan yaralı olarak kurtuldular.
* 26 Eylül1980 (Fransa) Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Basın Danışmanı Selçuk Bakkalbaşı, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.
* 4 Mart 1981 (Fransa) Türkiye'nin Paris Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Reşat Moralı ile din görevlisi Tecelli Arı, Çalışma Ataşeliği' önünde saldırya uğradılar. Moralı saldırı sırasında hayatını kaybederken, din görevlisi Arı, ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede öldü. Saldırıyı ASALA üstlendi.
* 9 Haziran 1981 (İsviçre) Türkiye'nin Cenevre Başkonsolosluğu Sözleşmeli Sekreteri Mehmet Savaş Yergüz uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti. Saldırıyı ASALA üstlendi. Olaydan sonra yakalanan Lübnan uyruklu Mardiros Camgozyan, 15 yıl ağır hapis cezasına çarptırıldı.
* 24 Eylül 1981 (Fransa) Türkiye'nin Paris Başkonsolosluğu ile Kültür Ataşeliği'nin bulunduğu binayı işgal eden 4 örgüt üyesi, 56 Türk görevli ve vatandaşı rehin aldı. Teröristler, kendilerine müdahale etmek isteyen güvenlik görevlisi Cemal Özen'i öldürdüler, Başkonsolos Kaya İnal'ı yaraladılar. Olayı ASALA üstlendi. Saldırıyı gerçekleştiren 4 kişi, Vasken Sakosesliyan, Kevork Abraham Gözliyan, Aram Avedis Basmaciyan ve Agop Abraham Turfanyan, 31 Ocak 1984'de Fransa'da 7'şer yıl hapis cezasına çarptırıldılar. Mahkemenin sonucu Türkiye'de tepkiyle karşılandı.
* 2 Nisan 1981 (Danimarka) Türkiye'nin Kopenhag Çalışma Ataşesi Cavit Demir, oturduğu apartmanın asansöründe uğradığı silahlı saldırıdan yaralı olarak kurtuldu.
* 25 Ekim 1981(İtalya) Türkiye'nin Roma Büyükelçiliği İkinci Katibi Gökberk Ergenekon yolda yürürken uğradığı saldırıdan hafif yaralarla kurtuldu.
* 28 Ocak 1982 (ABD) Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Kemal Arıkan öldürüldü. Arıkan'ın katili Taşnak militanı Hampig Sasunyan, müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
* 5 Mayıs 1982 (ABD) Türkiye'nin Boston Fahri Başkonsolosu Orhan Gündüz, uğradığı silahlı saldırıda hayatını kaybetti.
* 7 Haziran 1982 (Portekiz) Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği İdari Ataşesi Erkut Akbay otomobilinde uğradığı silahlı saldırıda öldürüldü; eşi Nadide Akbay yaralı olarak kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi.
* 27 Ağustos 1982 (Kanada) Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği Askeri Ataşesi Atilla Altıkat silahlı saldırı sonucu öldü.
* 9 Eylül 1982 (Bulgaristan) Türkiye'nin Burgaz Başkonsolosluğu İdari Ataşesi Bora Süelkan öldürüldü.
* 8 Nisan 1982 (Kanada) Türkiye'nin Ottawa Büyükelçiliği Ticaret Müşaviri Kani Güngör, uğradığı silahlı saldırıda yaralandı.
* 21 Temmuz 1982 (Hollanda) Türkiye'nin Rotterdam Başkonsolosu Kemal Demirer'e konutu önünde silahlı saldırıdan yara almadan kurtulurken, saldırgan yaralı olarak yakalandı.
* 7 Ağustos 1982 (Türkiye) 2 ASALA örgüt üyesinin Ankara Esenboğa Havalimanında düzenlediği silahlı baskında 8 kişi öldü, 72 kişi yaralandı. Bu örgütün Türkiye'deki ilk eylemi oldu.
* 9 Mart 1983 (Yugoslavya) Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Galip Balkar'a 2 örgüt üyesi tarafından silahlı saldırı düzenlendi. Olayda ağır yaralanan Balkar, 11 Mart'ta hayatını kaybetti. Olayda bir Yugoslav öğrenci de öldü. Saldırıyı yapan Kirkor Levonyan ile Raffi Aleksandr, olaydan tam bir yıl sonra 9 Mart 1984'de 20'şer yıl ağır hapis cezasına çarptırıldılar.
* 14 Temmuz 1983 (Belçika) Türkiye'nin Brüksel Büyükelçiliği İdari Ataşesi Dursun Aksoy silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
* 27 Temmuz 1983 (Portekiz) Türkiye'nin Lizbon Büyükelçiliği, 5 örgüt üyesi tarafından basıldı ve bina içindekiler rehin alındı. Baskın sırasında büyükelçilik Müsteşarı Yurtsev Mıhçıoğlu'nun eşi Cahide Mıhçıoğlu hayatını kaybetti. Portekiz polisi, düzenlediği operasyonla rehineleri kurtardı, 5 teröristi de öldürdü. Saldırıyı, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi. Örgüt, üyelerinin öldürülmesi nedeniyle Portekiz Başbakanı Mario Soarez'i ölümle tehdit etti.
* 16 Haziran 1983 (Türkiye) İstanbul Kapalıçarşı'da bir terörist tarafından halkın üzerine ateş açıldı. Olayda 2 kişi öldü, 21 kişi de yaralandı. Saldırgan, olay yerinde öldürüldü.
* 15 Temmuz 1983 (Fransa) THY'nin Paris Orly havalimanındaki bürosu önünde bomba patladı. Olayda, 2'si Türk, 4'ü Fransız, 1'i Amerikalı, 1'i de İsveçli olmak üzere 8 kişi öldü, 28'i Türk, 63 kişi de yaralandı. Bu olay tarihe "Orly Katliamı" olarak geçti.
* 28 Nisan 1984 (İran) Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Sekreteri Şadiye Yönder'in eşi, İran ile Türkiye arasında ticaret yapan işadamı Işık Yönder, bir ASALA militanı tarafından öldürüldü.
* 20 Haziran 1984 (Avusturya) Türkiye'nin Viyana Büyükelçiliği Çalışma Ataşesi Erdoğan Özen, otomobiline yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Olayı, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi.
* 27 Mart 1984 (İran) Türkiye'nin Tahran Büyükelçiliği Ticaret Müşavir Yardımcısı Işıl Ünel'in otomobiline bomba yerleştirmeye çalışan bir terörist, bombanın elinde patlaması sonucu öldü.
* 28 Mart 1984 (İran) Tahran'da Büyükelçilik Başkatibi Hasan Servet Öktem ve Büyükelçilik Ataşe Yardımcısı İsmail Pamukçu, evlerinin önünde uğradıkları silahlı saldırıda yaralandılar.
* 19 Kasım 1984 (Avusturya) Türkiye'nin BM temsilciliğinde görevli Enver Ergun, aracına yerleştirilen bombanın patlaması sonucu öldü. Bu olayı da, "Ermeni Devrimci Ordusu" adlı örgüt üstlendi.
alıntı..
13 Ocak 2012 Cuma
Rüzgar Atsız
Rüzgar ATSIZ
AMACIMIZ HAPSE DÜŞEN KOMUTANI SUÇLAMAK DEĞİL, İNCİTMEK VE YARALAMAK HİÇ DEĞİL... AMA BİR MUHASEBE YAPMAK GEREK… TÜRK ORDUSU'NUN KOMUTANLARI BUGÜN HAPSE ATILIYORSA, BUNU EN BAŞTA O ORDUNUN KOMUTANLARI YAPMALI… Neden böyle..? Nedeni basit, çünkü kafaların esir olduğu yerde, bedenler hür olamaz..! Türk Ordusu'nun komuta kademesi, 1950'den bu yana süren NATO ittifakı içinde esir düşmüştü… Bunu hiç sorgulamadı… Özellikle 12 Mart ve 12 Eylül'de Ordu'yu halktan soğutan ve koparan iki faşist cunta kuruldu ve bunun hesabı hiç verilmedi… ATATÜRK'ÜN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ VE DEVRİMCİLİK MİRASI HİÇ KORUNMADI… TÜRKLÜĞE BOŞ VERİLDİ… KIRMIZI ÇİZGİLER KORUNMADI… KISACASI, ESARET ÇOKTAN BAŞLAMIŞTI… Önce beyinlerde, sonra vicdanlarda. Lojmanlar, tatil kampları, orduevleri bu esareti ironik bir şekilde örtüyordu
Kamyoncu Yazısı (Şüayip Gezemez)
- Kemalistler seksen yıldır; özellikle saltanatçı kısmı kıç büyütüyor.Teorik birikimleri son derece zayıf.Bir çoğu ''Nutuk'' bile okumamış.''İstiklal Savaşımızın Esaslarını'' sorsan;İnönü yazdı derler.Uğur Mumcunun kitaplarından bile bi haberler. Teorik donanımı sağlam olamayanlar; pratikte çuvallar. Zaten 20 yazar haricinde, üretilen yeni bir idea yok! Bunların da yarısından fazlası; yaşanan süreci yorumlamakla meşgul. Eski destanlardan, soyut kahramanlar arıyorlar.. Çağımızda kahraman; ''ÖRGÜTLÜ MİLLETTİR''. Halâ yeni bir devrimci Mustafa Kemal gelsin de bizi kurtarsın diye bekliyorlar. Sınıfsal bir bilinç, seksen yıllık yaşamsal biçimlerinden dolayı; zihinlerinde köreldi. Karşı devrim; çok kısa bir zamanda; önce Cumhuriyeti sonra 19 Mayıs gibi değerleri kökünden imha etti. Dik duran üç beş adam miting yaptı...Mahpusa koydular,protesto ve yürüyüşler havada kaldı. Çünkü seksen yıldır yatıyorlardı.Ve şimdi; örgütlenme, teşkilat ve savaş anlamında acemiler.Yıllarca sırtlarını dayadıkları kurum; ''Onbaşı'' oldu...Ve hala bir tuhaf demeç ve sloganlar:''Cumhuriyeti yıktırmayacağız, koruyacağız.''
Komik değil ama fikirsel anlamda kamyoncu yazısı...
7 Ocak 2012 Cumartesi
Türk Dilleri
|
|
Türkler
Türklerin tarih sahnesine çıkışları Orta Asya'dır. Orta Asya'nın sınırları; Doğuda Kingan Dağları, Batıda Hazar Denizi, Güneyde Himalaya Dağları, Kuzeyde Sibirya'dır.
Türkler denince akla Asya kıtasında yaşayan ve Türkçe konuşan Halklar
gelmektedir. Bu insanların sayısı 130 und 150 Milyon arasında tahmin
edilmektedir. Genel olarak bu toplulukları; Türk Ulusları, Türkçe konuşan
Halklar, Türk-Tatarlar, Turko-Tatarlar,
Turko-Moğollar olarak adlandırabiliriz. İlk göçebe Türk Toplulukları Orta
Asya’da „Altay bölgesinde“ yaşamış olan topluluklardır. Türklerin kültürleri,
gelenek ve görenekleri, ticaret şekilleri ve yaşama biçimleri çok yönlü ve
tarihleri çok zengindir. Bugün Türklerin büyük bir kısmı Sünni-Müslüman olarak
yaşamaktadırlar.
Türk Grupları
Genel olarak Türkleri 4 gruba ayırabiliriz.
Kuzey Türkleri
Batı Türkleri
Doğu Türkleri
Doğu Türkleri
Türk Ulusların Bayrakları ve Renkleri
Renklerin karşılatırılması ve anlamları:
- Toguz
<=> Koyu <=> Anlamı: Kuzey,
kuzeyde (örn.: Toguz-Oğuzlar =
Kuzey-Oğuzlar)
- Kara
<=> Siyah <=> Anlamı: Kuzey, kuzeyde
- Sarı
<=> Sari <=> Anlamı: Güney, güneyde (örn.: Sarı-Uygurlar =
Güney-Uygurlar)
- Ak
<=> Beyaz <=> Anlamı: Güney, güneyde
- Gök ya da Kük <=> Mavi
<=> Anlamı: Batı, batida (örn.: Gök-Türkler =
Batı-Türkler)
- Altun ya
da Altın
<=> Altın <=> Anlamı: Batı, batida (örn.: Altın Ordu = Batı-Ordu)
- Kızıl <=>
Kırmızı <=> Anlamı: Dogu, doguda (örn.: Kızıl Ordu =
Doğu-Ordu)
Modern Türk Ulusların Listesi
- Azerbeycan (Azeri)
- Balkarlar
- Başkirler
- Gagavuzlar (ortodoks Hristiyanlar)
- Karaerler (Karaimler)
- Karakalpaklar
- Karaçaylar
- Kumikler (Kumüklar)
- Kazaklar
- Kırgızlar
- Krım-Tatarları
- Nogaylar
- Krımçaklar (yahudiler)
- Sibirya’daki Türk Ulusları:
- Altaylar
- Kakaslar
- Dolganlar
- Yakutlar (ortodoks Hristiyanlar)
- Sorlar
- Tuvinler (Budistler)
- Tofalar (diğer adları: Karagaşlar,Karakaşlar)
- Altaylar
- Tatarlar
- Çuvaşlar (ortodoks Hristiyanlar)
- Türkiye Türkleri
- Türkmenler
- Uygurlar
- Özbekler
- Mesetler
Tarihte Türk Ulusları
ve Kavimleri
- Turuklar
- Hunlar (Hunlar genel olarak bir Türk ulusu olmasına rağmen; ilerleyen
süreç içersinde etnik olarak başka uluslara karısmışlar, ama dillerini muhafaza
etmişlerdir.
- Tölözler (türk-moğol karışımı
bir ulus)
- Avarlar (Avarlar dili türkçe ağırlıklı karışık bir ulus idi. Yeni
Avarlar ise bugün daha çok avrupai-moğol karışımı bir ırk izlenimi
veriyor.
- Hun-Bulgarlar ("Wolgabulgarları" ya da "Protobulgarlar" olarak da
tanımlanırlar.
- Modern Bulgarlar, slav und türk uluslarının karışımından ortaya çıkmıs
bir ulustur. İlk Çar’ların, Han’ların
dilleri türk dili idi.
- Göktürkler (Kök-Turuk ya da Kök-Türk; i.s. 552’den itibaren)
- Tarduşlar
- On-Oklar
- Sabirler
- Turkutlar
- Türgeşler
- Çiğiller
- Yenisey-Kırgızları
- Kerul-Tatarları
- Az’lar
- Ogurlar ya da Uğurlar
- Oğuzlar
- Sekiz-Oğuzlar
- Dokuz-Oğuzlar
- Otuz-Oğuzlar
- Toguz-Oğuzlar
- Üç-Oğuzlar
- Sekiz-Oğuzlar
- Kutrigurlar
- Utrigurlar
- On
ogurlar ya da On Uğurlar
- Naimanlar
- Merkitler (moğollaşmis Türkler)
- Keraitler (moğollaşmis Türkler)
- Kimekler (ya da: Kimaklar)
- Kangliler
- Peçenekler
- Hazarlar
- Kıpçaklar (Polovlar ya da Kumanlar olarak da tanınırlar) Macarca konuşan
Romanya’daki Szekler Kumanların varisleri olarak kabul edilebilinir.
- Selçuklular
- Osmanlılar
Türk kökenli küçük gruplar
- Biltir
- Kamassin
- Sagay
ya da Şagay
- Çulimer
- Kaça
- Ğoybal, Koybal ya da Goybal
- Kızıl
ya da Ğızıl
Genel
bakış
Türkler bugün Güney Doğu Avrupa’da, Kuzey-, Orta- ve Önasya’da yaşayan
gruplar olarak karşımıza çıkıyorlar. Toplam sayıları tahminen 130-150
Milyon kadardır. Çoğunluğu Müslümandır.
Türklerin Anavatanı Orta Asya’dır. »Türk« adı ilk defa 6. Yüzyılda Orta Asya’da (Altay bölgesinde)
telafuz edilmeye başlandı. 6. Yüzyıl ile 8. Yüzyıl göçebe Türk Ulusları
Moğolistan’dan Ukrayna’ya kadar olan Bozkırlarda hakimiyetler kurdular. Bazı Aşiretlerin ve Aşiret
Gruplarının Batı’ya göçleriyle yaşam ve yerleşim alanları da genişledi. Birçok
göçebe Kavimler İran’da yaşıyorlardı.
11. Yüzyılda Selçuklu-Türkleri Anadolu’ya geldiler. 13. Yüzyılda Osmanlılar
Saltanatı kuruldu. "Türk" adı ilk olarak Çin’de kullanılmıştır. "T'u-kü" ya da
"Tür-küt"(çok kuvvetli) anlamına gelir,
bu tarihi çin yazıtlarından anlaşılmaktadır. Moğol,Şuşan-Krallığının 552
senesinde yıkılmasından sonra
Göktürkler-Devleti kuruldu. Bunların hakimiyet alanı dağlık Çin bölgesinden
Transsaksonya’ya kadar uzanmıştı.Bumin Kağan’ın ölümünden sonra oğulları Kağanlığı paylaştılar. Doğu-Türklerinin Kağanlığı İstemi Kağan’a, Batı-Türklerinin Kağanlığı Mukan Kağan’ua kaldı. Türk Kabileleri hasımları Moğollar gibi, bir Kabile Reisi’nin yönetimini kabul etmişlerdi. Kabileler, kabileyi kuranların adlarını taşıyorlardı. Hazarlar, Gazneliler, Karahanlılar, Göktürkler, Oğuzlar, Ogurlar, Türkmenler, Uygurlar, Uzbekler, Özbekler, Kazaklar und Kırgızlar – bütün bu Türk Kabileler Türk Ulusuna (T’u-kü) aitti. Bu kabileler daha Türk adı duyulmadan tarihte tanınmışlardı. Türkler’in Anavatanı Altay bölgesi ile , Tienşan’ın doğusu arasında, Tibet ile Kuzey Doğuda Çingan bölgesi arasındaydı. Batıya olan göçlerden sonra, dağınık göçebe Türk Kabileleri bir dizi Devletler kurdular. 5. ve 6. yüzyılda Hun akınlarının sona ermesi ve Hun İmparatorluğunun yıkılmasıyla çeşitli Türk Hükümdarlıkları kuruldu. Bu şekilde Türkler doğuda Pasifik Okyanusuna, Kuzeyde Buz Denizine, Batıda Avrupa’ ya kadar yayılmış oldular.
En eski Türk Yazıtları Yenisey bölgesinde, Talas’daki Altay-Türklerine ait Orhun-Yazıtlarıdır. İ.s. 732 -735 yıllarına ait bu Orhun-Yazıtları ilk Türk Hükümdarı Tür-küt’ün kahramanlıklarını anlatıyordu.
Günümüzde konuşulan Türk Dilleri komşu dillerin etkiside kaldıkları halde, genelde tek dil olma hüviyetini muhafaze edebilmiştir. Türkiye’den Avrupa sınırlarına ve Doğu-Türkistan’a anlaşılan tek dil konuşulmuktadır. Değişik Türk dilleri yerine değişik Türk aksanları vardır. Kabilelerin güçleri ve bunların yerleşim alanları çok çabuk değişiyordu. Türk dili açısından bugün, “Türk-Dili-Aksan-Grupları” arasında, Kipçak-Türklerini, Oguz-Türklerini, Güney-Sibirya’daki Oyrutları, Abakan-Türklerini ve Sayan’daki Tuva’lar ile Doğu,Sibirya’da kendilerini “Saha” diye tanımlayan Yakutları sayabiliriz. Kıpçak-Türklerinin aksanı bugün Peçenekler und Hazarlar tarafından konuşulmaktadır.
Kıpçak-Türklerinin varisleri olarak Tatarlar, Başkurtlar, Kazaklar (Kozaklar, Kazaklar), Karakalpaklar, Nogaylar und Kırgızlar sayılabilinir. Özbekler’in bir kolu da Kıpçak-Aksanı ile konuşmuktadır.
Oğuz-Türkleri’nin aksanını bugün Türkiye-Türkleri ve Kıbrıs Türkleri,Azerbaycan (Azeri) ve Kuzey-Iran’daki Türkmenler konuşmaktadırlar. Doğu-Türkleri olan Uygurlar ve Özbekler Oğur-(Uğur)Türklerinin aksanını monuşmaktadırlar.
Eğer Türkleri avrupa
devletlerine dahil edersek, Peçenler’in varisi Litvanyalı Tatarlardan tutun,
almanya’da çalısan Türklere kadar, Balkanlardaki türkçe konuşanlardan tutun,
Kıbrıs’taki Türklere kadar, Arap Devletlerindeki ve Irak’taki türkçe konuşanları
da dahil edersek, 145 Milyon insan, bugün yeryüzünde Türkçe konuşmaktadır.
Türk Devletleri
Batı Hun Devleti
Çiçi'ye bağlı Batı Hunları Çin'in ve Doğu Hunları'nın baskısıyla Aral
Gölü civarına göç etmişlerdi. Burada 200 sene hayatlarını sürdüren Batı
Hunlarının nüfusları arttı. Toprakları
yetersiz kalmaya başladı. Ve başka Türk Boylarının katılmasıyla
güçlendiler. MS. 374 yılında VOLGA
(İTİL) nehrini aşarak Batı'ya (Avrupa'ya) doğru ilerlemeye başladılar. Böylece Batı Hun Türklerinin, sebep olduğu bu
olaya tarihte KAVİMLER GÖÇÜ adı verilir.(375) Kavimler göçünü başlatan Batı Hunlar tarafından kurulan Bati Hun
Devletinin ilk hükümdarları BALAMİR, en önemli hükümdarları ise
ATTİLA'dır.
GÖKTÜRK DEVLETI
552 yılında BUMİN KAĞAN tarafından Orta Asya'daki AVAR hakimiyetine son
verilerek kuruldu. Başkenti ÖTÜGEN'dir.
KUTLUK DEVLETİ
I.Göktürk devletinin parçalanıp yıkılmasıyla, Çinin egemenliğinde
yaşayan Türkler defalarca Çin’e karşı
ayaklandılar. Ancak başarılı olamadılar. 682 Yılında KUTLUK KAĞAN'ın başlattığı
ayaklanma başarılı oldu. Türkler Çinlileri topraklarından atarak yeniden
bağımsızlıklarına kavuştular.(682). II.
Göktürk Devleti'ne kurucusundan dolayı KUTLUK DEVLETİ de
denir.
II. Göktürk Devleti en parlak devrini BİLGE KAĞAN zamanında yaşamıştır.
Bilge Kağan ülkeyi kardeşi
KÜLTİGİN (GÜLTEKIN) ve veziri
TONYUKUK ile yönetmiştir. Bilge
Kağan'dan sonra zayıflayan Devlet; Karluk, Basmil ve UYGUR Türkleri tarafından
744 yılında yıkılmıştır.
ORHUN UYGUR DEVLETİ
Karluk ve Basmiller'le birleşerek II.
Göktürk Devletini yıkan UYGURLAR Orhun bölgesinde UYGUR DEVLETİ'ni
kurdular.(745)
Kurucuları KUTLUK BİLGE KÜL KAĞAN, merkezleri Ordubalık
(Karabalsagun)'dur.
840 yılında bir başka Türk kavmi olan KIRGIZLAR Uygur Devletine son
verdiler. Kırgızlar'ın Orhun bölgesinden
kovmalarıyla Uygurlar, Kansu ve Turfan bölgelerine göç etmek zorunda
kaldılar.
TURFAN( DOĞU TÜRKİSTAN) UYGUR DEVLETİ
Kırgızlar’dan kaçan Uygurların bir kısmı Turfan Bölgesi'ne gelerek,
burada yeni bir devlet kurdular. Bu devletleri de Moğollar tarafından 1207'de
yıkıldı. Uygurlar günümüzde Doğu Türkistan diye anılan bu bölgede Çin'e bağlı
özerk bir devlet olarak yaşamaktadır.
KANSU(SARI UYGUR) DEVLETİ
Kırgızlardan kaçarak Kansu Bölgesi'ne gelen Uygurlar tarafından kurulan
bu devlete Sarı Uygur Devleti de denilmektedir.
Daha sonra 1209'da Moğolların hakimiyetine
girmiştir.
İSKİTLER(SAKALAR)
MÖ. VII. yüzyılda batıya doğru göç ederek Karadeniz'in kuzeyinden Tuna
nehrine kadar uzanan topraklara
yerleştiler. Batı kaynakları bu topluluğa İskitler, İranlılar ise Sakalar adını vermişlerdir. Medler, Persler, Asurlular ve Urartularla
savaşmışlardır. Anadolu, Suriye ve Mısır'a kadar akınlarda bulunmuşlardır.
İskitlerin yönetici kesimi Türklerden meydana
geliyordu. Yaşayış ve inanışları Türklerle aynıydı. En önemli edebiyat
eserleri ALPER TUNGA
DESTANI'dır.
AKHUNLAR (EFTALİT) DEVLETİ
Hun soyundan gelmektedirler. Afganistan'ın batısında MS.350 yıllarında kurulan bu Türk Devleti HEFTAL
isimli hükümdarından dolayı EFTALİT DEVLETİ diye de
anılır. Göktürk Devleti'nin
Batı Bölgelerini idare eden İSTEMİ YABGU ipek yoluna egemen olmak için, Sasanilerle ortak hareket ederek Akhun
Devleti'nin yıkılmasını sağladı. Akhun Devleti'nin toprakları Sasani ve Göktürk
devleti arasında paylaşıldı.
BAŞKIRTLAR(BAŞKURTLAR)
X. yüzyılda İtil(Volga) nehri civarında oturmakta idiler. Moğol istilası
sırasında Moğol egemenliğine girdiler.
SABARLAR (SİBİRLER=SABİRLER)
Önceleri Hun devletinin egemenliğinde yaşayan Sibirler, VI. yüzyıl başlarında Avarların baskısıyla
batıya göç ederek Ural dağlarının güney doğusuna
yerleştiler.
Anadolu'ya ilk Türk akınları
Avrupa Hunları tarafından, ikinci akın
Sibirler tarafından yapılmıştır. Bugünkü
SİBİRYA adı da Sibir Türklerinden gelmektedir.
Sibirler Avarlara yenilince
Hazar Türklerine karıştılar.
TÜRGEŞ DEVLETİ
I. Göktürk Devletine bağlı olan Türgişler 630 yılında Göktürk devletinin
yıkılmasıyla hür oldular. BAGA TARKAN Türgiş Devleti'ni kurdu. Kendi adına para
bastı.
II. Göktürk devletinin
kurulmasıyla yeniden Göktürk egemenliğine girdiler. II. Göktürklerin son dönemlerinde yeniden hür
olan Türgişlerin başına SULU KAĞAN geçti. Sulu Kağan Emevilere karşı mücadele
etti. Türgişler Emevi ordularını durdurarak, Orta Asyanın Araplaşmasını önlediler. 766 yılında Türgiş Devletine Karluklar son
verdi.
KARLUKLAR
II. Göktürk Devletinin yıkılmasında Basmil ve Uygurlar'la birleşerek rol
oynadılar. Talas savaşında Çin'e karşı Arapları destekleyerek Orta Asyanın
Çinlileşmesini ve İslamiyetin yayılmasını kolaylaştırdılar. İslamiyeti kabul eden ilk Türk
boylarındandırlar. (İlk boy Kıpçaklar'dır.)
İlk Müslüman Türk Devleti olan KARAHANLILAR'ın kurulmasında etkili
oldular.
KIRGIZLAR
840 Yılında Ötügen'i alarak Uygur Devletine son verdiler. Kırgızlar; Orhun Bölgesinden
Uygurları kovarak, buradaki Türk
nüfusunun azalmasına sebep
olmuşlardır. Bu yüzden bu en
eski Türk Yurdu, daha sonra Kırgızları
yenen Moğolların eline geçerek kolayca
Moğollaşacak ve MOĞOLİSTAN olarak anılacaktır.
1207 yılında Cengiz Han tarafından yıkılmıştır. Kırgızlar, Cengiz Han'a
bağlanan ilk Türk Kavmidir.
KİMEKLER
Batı Göktürklere aittirler. İrtiş ırmağı civarında yaşıyorlardı. XI.
yüzyıla doğru diğer Türk topluluklarıyla kaynaşarak, yok
oldular.
AVARLAR
552 yılında Orta Asya'daki Avar İmparatorluğuna Göktürkler son verince,
batıya doğru ilerleyerek Romanya'ya giren AVARLAR merkezi MACARİSTAN olan yeni
devletlerini kurdular. İstanbulu ilk
defa kuşatan Türkler, Avarlardır. Slav topluluklarının göç etmesine neden
olarak, bunların doğu Avrupa ve Balkanlara inmesini
sağladılar. Böylece Balkanların Slavlaşmasında etkili oldular. 805
yılında Franklar tarafından yıkıldılar.
BULGARLAR
Batı Hunları ve Ogur Türklerinin karışmasıyla ortaya çıkan bir Türk topluluğudur. (Bulgar
kelimesi karışmak anlamina gelmektedir.)
Karadeniz'in kuzeyinde Göktürk Devletinin yıkılmasıyla "Büyük Bulgarya
Devleti" kuruldu. Ancak kurucusu
KUBRAT'ın ölümüyle Hazarlar tarafından yıkıldı.
Bulgarların bir kısmı Tuna nehri, bir
kısmı da Volga nehri kıyılarına göç etmek zorunda
kaldı.
Tuna Bulgar Devleti: Büyük Bulgarya Devleti'nin yıkılmasından sonra Tuna boylarına (Bugünkü
Bulgaristan) göç eden Bulgar Türkleri burada Tuna Bulgar Devletini kurdular.
KURUM HAN zamanında Bizans'ı kuşattılar.
(Avarlardan sonra Bizans'ı kuşatan 2. türk kavmidir.) Bu bölgedeki halkın
çoğu Slav olduğu için Türkler zamanla Slavlaşmaya başladılar. Boris Han
zamanında Hırıstiyanlığı kabul ettiler. Daha sonra ortaya çıkan bugünkü
Bulgaristan Devleti Türk değil Slav
devletidir.
Bugünkü Bulgaristan'da yaşayan Türkler, Osmanlılar zamanında
balkanlara yerleştirilen
Türklerdir.
Kama Bulgar Devleti: Büyük Bulgarya Devletinin yıkılmasından sonra Volga=İtil kıyılarına
giden Bulgarlar burada Kama Bulgar
Devletini kurdular. Hükümdarları Almış Han zamanında(X. yüzyıl) müslüman
oldular. 1236'da Moğolların egemenliğine girdiler. Altınordu Devletinin
parçalanmasıyla kurulan KAZAN HANLIĞInın esas kitlesini oluşturdular. (Kama Bulgarlarına bugün KAZAN TÜRKLERİ
denilir. İtil(Kama) bulgarları
benliklerini bugün de koruyarak
varlıklarını sürdürmüşlerdir. Ancak
Tuna Bulgarları Slavlar arasında yok olup gitmişlerdir. Bunda İtil Bulgarlarının İslamiyeti, Tuna Bulgarlarının ise
hırıstiyanlığı kabul etmesinin payı
büyüktür.
HAZARLAR
Kuzey Karadeniz ve Kafkaslar arasındaki bölgede Göktürk Devletinin
yıkılmasıyla HAZAR KAĞANLIĞI kuruldu. Hazar yöneticileri Museviliği
benimsediler. Halk arasında Hırıstiyanlık ve müslümanlık yayılmıştı. Hazarlarda farklı dinlere karşı son derece yüksek
bir hoşgörü vardı.
MACARLAR
Fin Ugor kavmi ile OGUR Türklerinin karışmasıyla MACAR kavmi ortaya
çıkmıştır. 896 yılında kendi adlarını verdikleri MACARİSTAN'a gelerek
devletlerini kurdular.
X. yüzyılda Hırıstiyanlığın Katolik mezhebini benimsediler. (Bundan
sonra Türklük özelliklerini kaybetmeye başladılar.) Almanların (Cermenlerin)
doğuya doğru yayılmasını engelleyerek, Balkan topluluklarının(Slavların)
Cermenleşmesini önlediler.
PEÇENEKLER
Karadeniz'in kuzeyinde Don ve Dinyesper nehirleri arasındaki bölgeye
yerleştiler. Kiev Prensliğini yenerek, Rusların Karadeniz'e inmelerini
engellediler. 1071 Malazgirt Savaşına Bizans ordusu içinde ücretli asker olarak
katıldılar. Ancak Selçukluların
kendileri gibi Türk olduklarını anlayınca Selçuklu ordusu saflarına
katıldılar.
Edirne ve Trakya'nın Marmara kıyılarına kadar olan toprakları Bizans'tan
aldılar. İzmir Beyi ÇAKA BEY Peçeneklerle temas kurdu. Buna göre Çaka Bey
Peçeneklerle birlik olarak Anadolu ve Rumeli'den İstanbul'u kuşatmak istiyordu.
Ancak Bizans Imparatorlugu yine bir Türk
topluluğu olan KUMANLAR'ı Peçenekler üzerine saldırtarak, Peçeneklerin
dağılmasına sebep olmuştur.
KUMANLAR (KIPÇAKLAR)
Volga'yı aşarak Avrupa'ya ve Balkanlara girmişlerdir. Kıpçakların
Karadeniz'in kuzeyinde hakim oldukları topraklara "KIPÇAK BOZKIRLARI"
denilmektedir. Macaristan'a giden Kıpçaklar ROMEN devletinin kurulmasında etkili
olmuşlardır. Kıpçakların Oğuz Türkleriyle yaptığı mücadeleler DEDE KORKUT
HİKAYELERİ'nin ortaya çıkmasına sebep olmuştur.
UZLAR (OĞUZLAR)
Tarihte türklerin siyasi, kültür ve medeniyet alanında en büyük rolü
oynayan koludur. Oğuzlara, Bizanslılar
UZ, Ruslar TORKİ veya TORK, Araplar GUZ
demişlerdir.
24 Oğuz Boyu vardır. Hazar denizinin kuzeyinden bir kolu "UZ" adı ile
Avrupa ve Balkanlara göç etti. Balkanlara gelen UZLAR Bizans ordusunu ve
Bulgarları yendi. Ancak Peçenek akınları, soğuklar, salgın hastalıklar yüzünden
dağılıp yok oldular. Uzların bir kısmı Malazgirt Savaşı sırasında Bizans Ordusu
saflarından, Selçuklu Ordusuna geçtiler.
Avrupa Hunları, Bulgar, Avar, Macar, Peçenek, Kuman ve Uz Türklerinin
Avrupa'ya yaptığı göçler sonrasi bu Türkler,
Hırıstiyanlık dinine girmeleri, onları Türklük özelliklerinden ayırdı ve
Anayurttan gelen göçlerle beslenemediler, bu yüzden kalabalık Slav toplulukları
içinde benliklerini kaybederek eridiler.Avrupa'daki diğer halklar arasında
zamanla kendi kimliklerini yitirmişlerdir..
Türkolog Wilhelm Radloff 1869’da
şöyle demiş: Afrika’nın Kuzey-Doğusundan Türkiye’ye, Rusya’nın Güney-Doğusundan
Küçük-Asya üzerinden Turan’a kadar ve oradan Sibirya’ya, Gobi-Çölüne ulaşan
bölgelerde türkçe konuşan Kavimler yaşıyor. Dünya üzerinde hiç bir dil böyle
geniş bir alana yayılmış değildir.
Kaynaklar:Dogan Avcıoglu, Erdogan Aydın, , Rıza Zelyut, Kevin Alan
Brook, Ismet Zeki Eyüboglu, N.L. Gumiläv, Cumhuriyet Yayınları, Wikipedia
İÇİNİZDE MÜSLÜMAN OLAN VAR MI?
İri yarı uzun boylu Adamın biri elinde koca bir bıçakla camiye dalar ve yüksek sesle ey cemaat içinizde Müslüman olan var mı?” diye bağırır.
Adamın elindeki koca bıçağı gören herkes korkudan çıtını çıkarmaz. Ancak yaşlı bir amca kalkar “Ben müslümanım evladım” der.
...
Bıçaklı adam amcaya, bir dakika dışarı gelir misin diyerek koluna girer camiden çıkarlar.
Dışarı çıkınca Adam bir dana sürüsünü göstererek ''amca ben bunları kurban edecem de ben pek anlamam bana yardım edermisin''der
Amca Danaların bir kaçını kestikten sonra yorulur.
Oğlum ''ben çok yoruldum yaşlıyım artık sen git başka birini bul sana yardım edecek'' der.
Adam elinde kanlı bıçağı ile tekrar camiye girerek bağırır.
“İçinizde başka bir Müslüman var mı ?”
Yaşlı amcayı götürüp kestiğini zanneden cemaat ses çıkarmaz korkudan, ama topluca dönüp imama bakarlar.
İmam cemaate bağırarak , “Ne bakıyorsunuz ulan, iki rekat namaz kıldırmakla Müslüman mı olduk İsa aşkına!''
Türk dini (Akay Kineyev)
Tengriçiliğin Ruhani Lideri
AKAY KİNEYEV : TÜRK BİRLİĞİNDEN KORKUYORLAR. Altayların Ruhani lideri ve Şamanların başı Akay Kine, “Türk Halkları birleştiği takdirde dünyanın her yerinde başköşeyi alacak. Gök tanrı’nın bağlıları olarak tekrar “eşitler arasında eşitlik” prensibini getireceğiz. Bu dünyayı yönetenlerin işine hiç gelmez” diyor. Yeniçağ’ın Misafir Odası’nda Kültür ve Töre Derneği’nin çağrısı ve sponsorluğu üzerine Türkiye’ye gelerek bir dizi konferanslar veren Altay’ın Ruhani lideri Şamanlar’ın başı Akay Kine’yi konuk edeceğiz. Bu söyleşiyi ilgi ile takip edeceğinize eminiz. Türkiyeye hoş geldiniz Buraya geliş amacınızı bize anlatırmısınız? İlk önce beni buraya davet eden Kültür ve Töre Derneği Başkanı Kemal Ermetin Bey’e teşekkür ederim. 1995 yılında Altay’ın ruhu gelip bana “Türk Birliği için çalışmaya başla!!! Yolun Manas’ın, İlteriş Kağan’ın yoludur!!!” dedi. Ben buraya Tanrı’nın istreği ile geldim. Ben buraya gelmeden önce Kırgızistan, Kazakistan, Başkurdistan, Tataristan ve iran’a gittim. Bu yolları Türkleri birleştirmek arzusu ile kat ettim. Bu uğurda boşuna çaba harcamadığımı gördüm. Çünkü dolaştığım Türk illerindeki Türklerinde bu birleşme yolunda çabaladıklarını gördüm. Bu amaç doğrultusunda daha fazla emek vermem gerektiğine inandım. Niye bu işe 1995 yılında başladınız? Ne yazık ki, Sovyetler Birliği zamanında bu birleştirme çabaları tamamen yok olmuştu. Ben Altay’da kendi arkadaşlarımla Türk örf ve adetlerini canlandırmaya başladığım zaman, diğer Türk devletlerine daha cesur bir şekilde gidebildim. Çünkü benim arkamda Altay vardı. Çünkü Altay’da Türk kültürünün canlanması ve dinimizin gelişmesi gerekliydi. Bunun için Altay beni koruyor, Altay bana güç veriyor. Ruslar’ın en çekindikleri din hangisidir? Ruslar’ın korktuğu şey Türkler’in birleşmesidir. Çünkü biz 250 milyondan fazlatyız. Biz Türkler 56 halktan fazlayız. Her zaman büyük devletler kurmuşuz ve bizim varlık gösterdiğimiz yer de Avrasya’dır. Eğer eskiden olduğu gibi tekrar birleşmeye başlarsak, çok büyük millet olacağız. Dolayısı ile de bizim o eski şanlı imparatorluğumuz geri dönmüş olacak. Ruslar Türkler’in birleşmesinden mi korkuyor? Evet!!! İşte Ruslar bundan korkuyor!!! Türk halkları birleştiği taktirde dünyanın her yerinde başköşeleri alacak. Gök Tanrı’nın bağlıları olarak tekrar eşitler arasında eşitlik prensibi getirmiş olacaklar. Dünyada şimdi eşitlik değil çoğunluk prensibi yaşamaktadır. Eşitler arasında eşitlik prensibi, bütün insanların eşit olduğu anlamına gelir. Ve bu pek çok halkın işine gelmeyen bir durumdur. Özellikle şu anda dünyayı yöneten halkaların işine hiç mi hiç gelmez!!! Sizin dediğinize göre, Ruslar, birbuçuk milyar müslüman’ın birleşmesinden değil de, 250 milyonn Türk’ün birleşmesinden mi korkuyor? Soruyu nasıl sorarsanız sorun, cevabım “Evet” olacaktır. Çünkü, Ruslar’a göre müslümanlık o kadar etkili değil!!! Çünkü müslümanlık uluslar arası bir din. Her milletten insan müslüman olabilir. Dolayısı ile bir Rus da müslüman olabilir. Ancak bizim “Ak dinimiz” mili bir din. Milli bir din olduğu için Türkleri daha güçlü kılar. Dünyayı yönetenler de; “Bu dine inananları eğer gördüğümüz yerde ezmezsek, biz Türkler’in karşısında tutunamayız, duramayız!!!” bu düşüncelerde sanırım. Olaya böyle baktığımızda Ruslar’ın da niye müslümanlara değild e Ak Din’e inanalara bu kadar baskı yaptıkları anlaşılır. Sizin saçınızın uzunluğu dikkatimi çekti. Bunun dini inanışla bir paralleği var mı? Türk erkeklerinin saçı yanlardan kesik tepeden uzun ve örgülüdür. Kadınların saçı ise tamamen uzun ve örgülüdür. Saç Tanrı’ya bağlılığın sembolüdür. Baskı ve zulüm önleyemedi Altayların “Ak Jang” Batılıların “Burhanizm” dediği Ak Din, Türk halklarının eski “ tek tanrılı” inancı Şamanizmin temelleri üzerine kurulmuş, reformist bir harekettir. Dönemin Rus yönetiminin görüşüne göre Ak Din, Sibirya’nın Türk halklarını ortak bir milliyetçilikle birleştirip Rusyaya zarar vermeleri için yurt dışından desteklenen, Rusya’nın düşmanları tarafından tasarlanmış bir plandır. Bu yüzden Ruslar, bu din mensuplarına karşı büyük bir kovuşturma başlattılar. Haddinden fazla şiddet kullanarak, kanlı bir şekilde Altay Türkleri’nin isyanını bastırdılar. Ak Din mensuplarına verdikleri idam cezaları bile bu dinin günümüze kadar yaşamasını önleyemedi. Efsanevi kurtarıcı; OYRAT HAN!!! Ak Din’in ilk önderi çet Çelpen ve eşi Kule Ak ve evlatlık kızı Çuğul Sarok Çandık ile Üst-kan kasabasından 20 kilometre uzaklıktaki bir ormanlık bölgede yaşıyorlardı. 1904 yılının Nisan ayında Çet çelpen ve onun 14 yaşındaki üvey kızı Çuğul beyaz atı ve beyaz kıyafeti ile dolaşan bir süvarinin hayalini gördüler. Bunu çevredekilere anlattılar. Ak Burhan olarak adlandırılan bu hayalet süvari, efsanevi kurtarıcı Oyrat han’ın geri döneceğinin habercisi olarak kabul edildi. Çet ve çuğul, yanlarına gelenlere bunun müjdesini verdiler. Ak Din’in ilkelerini öğretip nasihatlerde bulundular. O gün bu gündür, Ak Din’in mensupları efsdanevi kurtarıcı Oyrat Han’ın bir gün ortaya çıkıp, dünyayı yeniden kurtaracağına inanıyorlar...
Kemal Ermetin
6 Ocak 2012 Cuma
Savunma..!
Olur da bu adâletsizliğin hüküm sürdüğü, satılmışların egemen olduğu, devşirmelerin, hainlerin ve soysuzların dalkavukluğunu yaptığı bütün yönetim, kurum ve teşkilatlara karşı kendimi savunmam gerekirse; mankurt, mankürt ve yandaşlarına karşı olası tek savunmam olacaktır.
SAVUNMA...!
Bana hükmeden bu devrin padişahını ...eyim.
Gölgesi isyan ederse, gölgesini de ...eyim.
Şimdi diyeceksin ki; aşk, sadakat, bağlılık.
Yok öyle bir din, o dine ibadet edeni de ...eyim.
Hangi gardiyan bileklerime kelepçe vurur,
Zindana götürür, o gardiyanı da ...eyim.
Yaz ulan katip yaz, Yazmazsan senin de ananı ...eyim.
SAVUNMA...!
Bana hükmeden bu devrin padişahını ...eyim.
Gölgesi isyan ederse, gölgesini de ...eyim.
Şimdi diyeceksin ki; aşk, sadakat, bağlılık.
Yok öyle bir din, o dine ibadet edeni de ...eyim.
Hangi gardiyan bileklerime kelepçe vurur,
Zindana götürür, o gardiyanı da ...eyim.
Yaz ulan katip yaz, Yazmazsan senin de ananı ...eyim.
Necdet Sancar 1944 Turancılık Türkçülük Duruşmasındaki Tarihi Savunması
NECDET SANCAR'IN 1944 TÜRKÇÜLÜK DÂVÂSINDAKİ SAVUNMASI
"Beni beraat ettirin demeyeceğim çünkü benim için suç olarak gösterilen şey bu toprakları, bu ırkı sevmekten başka birşey değildir.
Yurdumu ve ırkımı seviyorum, onun içindir ki Türk ırkçısıyım.
Bu sevginin manasını anlamayanlara sözüm yok.
Eğer bu günahsa beni mahkum ediniz. Bu mahkumiyeti övünçle kabul ederim, şeref sayarım.
Sizden adalet bekliyorum da demeyeceğim çünkü bu mahkeme adil değilse, o zaman büsbütün manasızdır.
En büyük mahkeme olan tarihin huzurunda alnı açık bir Türk oğlu olarak, hiç endişem yok.
On ayı doldurmakta olan ve büyük kısmı tahta masalarda yatmakla geçen hürriyetsizliğimi, millet yolunda çekilmiş, şerefli bir felaket olarak sayıyorum.
Duvarlar, ezilmiş hayvanların kan lekeleri ve rengini kaybetmiş, köpeklerin bile yatmayacağı pis hücrelerde geçen haftalarım içinde bir ışık sızacak kadar küçük deliği olmayan, tavanı basık bir inde, hayır bir in değil, mezarda, ışığa güneşe ve hayata hasret çekerek geçirdiğim günlerim, uykusuz gecelerim, yarın benim için acı fakat övünçlü hatıralarım olacaktır.
Bunlardan yılmış değilim. Bilakis bahtiyarım.
Yuvamın dağıtılmış olmasına, eşimin bir Türk anası olmak şerefini kazanacağı günlerde çektiği dayanılması güç ızdırapları ve akıttığı gözyaşlarını unutmamış olmama ve bugün hayat kavgasında minimini yavrusuyla tek başına kalmış olmasının ruhunda yarattığı fırtınalara rağmen bahtiyarım.
Türk'ü sevdim, seveceğim.
Ama bunun sonunda ızdıraplar varmış, felaketler varmış, hatta karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş.
Hepsi kabul!
Türk Irkı sağolsun!
"Beni beraat ettirin demeyeceğim çünkü benim için suç olarak gösterilen şey bu toprakları, bu ırkı sevmekten başka birşey değildir.
Yurdumu ve ırkımı seviyorum, onun içindir ki Türk ırkçısıyım.
Bu sevginin manasını anlamayanlara sözüm yok.
Eğer bu günahsa beni mahkum ediniz. Bu mahkumiyeti övünçle kabul ederim, şeref sayarım.
Sizden adalet bekliyorum da demeyeceğim çünkü bu mahkeme adil değilse, o zaman büsbütün manasızdır.
En büyük mahkeme olan tarihin huzurunda alnı açık bir Türk oğlu olarak, hiç endişem yok.
On ayı doldurmakta olan ve büyük kısmı tahta masalarda yatmakla geçen hürriyetsizliğimi, millet yolunda çekilmiş, şerefli bir felaket olarak sayıyorum.
Duvarlar, ezilmiş hayvanların kan lekeleri ve rengini kaybetmiş, köpeklerin bile yatmayacağı pis hücrelerde geçen haftalarım içinde bir ışık sızacak kadar küçük deliği olmayan, tavanı basık bir inde, hayır bir in değil, mezarda, ışığa güneşe ve hayata hasret çekerek geçirdiğim günlerim, uykusuz gecelerim, yarın benim için acı fakat övünçlü hatıralarım olacaktır.
Bunlardan yılmış değilim. Bilakis bahtiyarım.
Yuvamın dağıtılmış olmasına, eşimin bir Türk anası olmak şerefini kazanacağı günlerde çektiği dayanılması güç ızdırapları ve akıttığı gözyaşlarını unutmamış olmama ve bugün hayat kavgasında minimini yavrusuyla tek başına kalmış olmasının ruhunda yarattığı fırtınalara rağmen bahtiyarım.
Türk'ü sevdim, seveceğim.
Ama bunun sonunda ızdıraplar varmış, felaketler varmış, hatta karşılaşılacak türlü kahpelikler doluymuş.
Hepsi kabul!
Türk Irkı sağolsun!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)